Kutup Yıldızı Hikayesinden

Kutup Yıldızı hikayesinden seçmeler

…Fakirliğin pençesine düşmenin etrafınızdaki herkesin hatta hakkınızda hiçbir şey bilmeyen bir insanın bile düşkünlüğünüzü bakışlarınızdan okuması demek olduğunu o yıllarda anladım…

…Sokak lambasının ışığında sokağa, babama ve ışığa baktıkça düşünmeden edemiyordum. Sokak lambası bir yalnızlığı aydınlatır mı? Peki, yola vurulan adımların sesi yalnızlığı anlatır mı? Babamın adımlarından çıkan seste, kaldırım taşlarına çökmüş yalnızlığı aydınlatan sokak lambasının ışığında örgütlenen sivrisineklerin çıkardığı tiz sesten daha ince bir yalnızlık sesi gizliydi…

…Biz üç kardeş, önce tatlı bir heyecanla göz göze geldik; belki ani bir hareketle havayı dürter gibi omzumuzu hızlıca yukarı kaldırıp belli belirsiz kıkırdayarak birbirimizin beynine gizliden gizliye, acaba elinde ne olabilir, sorusunun sinyallerini gönderdik, sonra aynı anda gözlerimizi babamıza çevirerek kapının dışına sarkıttığı kolunu yavaş yavaş içeri alışını, o sırada gözlerinden taşan mutlulukla odanın sağına soluna, halısına perdesine ve bizlere sırıtışını ve avcunun ortasında tuttuğu parıl parıl parlayan açık mavi kaplı sözlüğü, yeryüzünün en kıymetli elmasını sunar gibi bize doğru uzatışını izledik…

…Belki de Tanrı böyle karşılıksızca insan seven kişilerin insanların gözü önünde soyundurup çıplak kalmasına izin vermemeliydi ya da bir şeyler insanı sevmekle başlamamalıydı…

…Hele ki sahur vaktini haber veren ramazan davulcusu mahalleye gelince ortalığı gümbürdeten tokmağın sesini duyar duymaz gözleri ışıldayan babamın pija-malı haliyle cümbüşünü kaptığı gibi davulcunun (ki be-nim şehrimde ramazan davulcusunun yanında mutlaka zurnacı da olurdu) yanına koşmasını heyecan içinde izlerdik. Sanatının değer gördüğünü hisseden davulcu, babamı görünce zevkten dört köşe olur, tokmağı daha bir gayretle kaldırıp indirerek döverdi davulun derisini; zurnacı ise ejderhaya dönüştüğünü düşündüğüm zurnasını ağzından yükselen alev edasıyla önce gökyüzüne püskürtür, ruh uyanışını gerçekleştirdiğine iyice inandıktan sonra zurnasını kendine çekerek belli ölçüde uysallaştırır ve başını nefesiyle okşar gibi yavaşça üfleyerek iyice sakinleştiğinden emin olur, öyle çevirirdi zurnanın ucunu toprağa. Parçanın bitimine yakın bütün enstrümanlar sakinleşirdi ama zurnacı her zaman gecenin sessizliğine son birkaç dütdüt daha bırakır öyle gerçekleştirirdi finali

Kalbim Kafesim/ Kanguru Yayınları 2018

Satın al